Hayata Güven: Kendi Yolunun Üzerindesin

Son birkaç yıldır üzerinde en çok düşündüğüm konulardan biri: kendi yolunun üzerinde kalabilmek ve kaderin akışını kabul edebilmek.

İnsanın hayatında kontrol etmeye çalıştığı pek çok şey oluyor. Hepimiz bunu çoğu zaman fark etmeden yapıyoruz. Egolarımızın ve düşüncelerimizin gölgesinde yaşıyor, kararlarımızı da çoğu zaman oradan veriyoruz. Belki de bu yüzden öfke ve haset hayatlarımızda sevginin önüne geçiyor. Sevginin sıcaklığını kaçırıyoruz. Çünkü kendimizle temasımız azaldıkça hayattan alacaklıymışız gibi davranmaya başlıyoruz. İsteklerimiz gerçekleşmediğinde ya da beklemediğimiz durumlarla karşılaştığımızda ise öfkenin ve huzursuzluğun esiri olabiliyoruz.


Oysa kendimizi tanımak, ne istediğimizi ve ne istemediğimizi bilmek, kendimizle gerçek bir temas kurabilmek… Bunlar hayatı biraz daha anlamaya ve belki de akışta kalabilmeye imkân veren şeyler.


Olaylar karşısında duygusal dalgalanmalar yaşamak çok normal. Ama beni uzun zamandır düşündüren şey, aynı olaya neden farklı insanların bambaşka tepkiler verdiğiydi. Yaklaşık dört beş yıl önce Adler’in bireysel psikolojisiyle tanıştığımda aslında farklı olanın olayların kendisinin değil onlara yüklediğimiz anlamlar olduğunu fark ettim. Yani işin özü düşüncelerimizdi.


Söylemesi basit gibi görünen bu bakış açısı aslında en önemli gerçeklerden biri. Düşüncelerimiz… Onlara yüklediğimiz anlamların duygularımız üzerinde bu kadar güçlü bir etkisi olması hem ürkütücü hem de umut verici. Çünkü bu, aynı zamanda yönetebileceğimiz bir alan.


Ruh hâllerimiz ve tepkilerimiz bu kadar değişkenken “doğru” olanın ne olduğunu anlamak bazen zorlaşıyor. Hayat zaman zaman bir simülasyon gibi geliyor bana. Mutlak bir doğru yokmuş gibi. Aynı olay, farklı insanlar için bambaşka anlamlar taşıyabiliyor. Birini derinden sarsan bir durum bir başkası için son derece sıradan olabiliyor.


Belki de bu denklemi çözmenin yolu önce kendimizi çözmekten geçiyor. Kendimizi tanıdığımızda bizim için gerçekten neyin önemli olduğunu ve önceliklerimizin neler olduğunu bildiğimizde daha doğru kararlar alabiliyoruz. Bazen yine hata yapıyoruz. Ama kendimize hata yapabilme şefkatini gösterebilmek de bu yolculuğun önemli bir parçası.


Bizi etkileyen bir olayın içimizde nereye dokunduğunu anlayabilmek gerekiyor. Bunun için çabalamak… Sanırım hayat yolculuğunun en güzel uğraşlarından biri de bu.


Kendi hikâyeni anlamaya çalışmak. Varoluşunun anlamını aramak. Özüne dokunabilmek ve bütünle yeniden bağ kurabilmek.


Alıntı kaynağı: Bugün Kalan Hayatımın İlk Günü-Maud Ankaoua

Yorumlar

Popüler Yayınlar

Kitap Özeti: Kendinle Savaşma Sanatı

Kitap: İrade Terbiyesi-Jules Payot

Kitap: Benliğini Arayan Çocuk-Virginia M.Axline