Hayat kısa ve her anı üzüntüye kurban edilmeyecek kadar değerli
Okuduğum kitapta ilgimi çeken bir alıntıyı paylaşacağım:
“Her kim en iyisi olduğuna hükmettiği şeyi yapmaktan asla geri kalmadığı için vicdanı tarafından ayıplanmayacak şekilde yaşarsa onu mutlu kılacak öyle güçlü bir tatmin elde eder ki tutkunun en şiddetli çabaları bile ruhunun dinginliğini bozmaya güç yetiremez.” (Ruhun Tutkuları - Descartes)
Aldığımız kararların ve attığımız adımların vicdanımızı rahatsız etmeyecek şekilde olması ve bir adım atarken onun en iyisi olduğuna inanarak yapmanın etkisine vurgu yapılmış. Aslında bu bilinçli ve farkında olan yani kendisini tanıyan birinin yapacağı şeydir. Hayat bizim, aldığımız kararlar bizim. Bunları yaparken dış etkenlerden ne kadar etkileniyoruz, sonuçlarını ne kadar düşünüyoruz? Ya da bir şey yaparken karşımızdaki insanı ne kadar görüyoruz? Bizim dışımızda da bir hayat var. Burada da eğer vicdanımıza uygun bir hayat yaşarsak aslında pişmanlık ve keşkelerin getirdiği üzüntüden de daha az etkileneceğimize vurgu yapılıyoruz diyebiliriz. Eğer bir şeyi yaparken ölçüp tartıyor sonuçlarını düşünüyor bilinçli şekilde yaşamaya çalışıyorsak kendimizden bir haber değilizdir ve bunun ruhun dinginliğini sağlamada önemli olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü en azından elimizden geleni yapıyor ve hayatın kontrolünün bize düşen payında sorumluluğu üstleniyoruz demektir.
Sonra şöyle bir yazıya daha denk geldim:
“Başkalarına nasıl davrandığın kendine nasıl davrandığındır.”
Biz önemliyiz, canımız kıymetli. Kendimizi üzmemeliyiz ama bu salt bir bencilliğe de dönüşmemeli. Kendimizi yıpratmayacak ölçüde sınırımızı koruyarak “diğerlerini” de görebilmeliyiz. Bu sebeple başkasına nasıl davrandığımız da bizi yansıtır. Örneğin birine yalan söylemek ve dürüst olmamak karşı tarafı kandırmaktan ziyade önce kendimizi kandırmamız demektir. Hayat seçimlerden ibarettir biraz da. Kendine neyi yakıştırdığına bağlı. Birine güvenmek bazen bile bile lades olsa bile kendine yakışanı yapıp güvenebilme hissini yaşamak ve sonrasında gelecek hayal kırıklığını da kabul etmek bir seçimdir.
Bazen insanlar, iyi niyetli insanları çoğu zaman suistimal edebildiklerini zannetseler bile aslında sadece o kişilerin kötülüğü seçmek istemediğini ve bir üzüntü gelecekse yine iyilikten gelsin diye düşündüğü için böyle olduğunu fark edemezler. Aslında bir şanstır bu. Krediyi tükettiklerinin farkında olmazlar. Çünkü ne diyordu alıntıda kendin nasılsan başkasına da öyle davranırsın. Olan bitenin farkındasındır ama insanları kendi mutsuzluğuna bırakırsın. O mutsuzluğu kendine taşımazsın. Sana yakışan iyiliği yapar ve bu fark edilmiyorsa kendi sakin haline geri çekilirsin. Ne demiştik: Hayat seçimlerden oluşur. İyiliği, güzelliği görmek istemeyeni kendi seçiminde bırakmak sonrasında kendi sakin hayatına devam etmek ruhun dinginliğinin anahtarı bence. Olgunluğun ve farkındalığın olduğu bir hayatı, stresten uzaklaşmayı ve güzelliklere daha fazla alan açmayı seçelim. Çünkü hayat kısa. Her anımız üzüntüye kurban edilmeyecek kadar değerli.🧡
Yorumlar
Yorum Gönder